0543 953 53 53 dr.m.akyildiz@hotmail.com

Şişmanlık ve Metabolik Sendrom

Şişmanlığın tanımı, şişmanlık nedir?

Şişmanlık, vücut ağırlığında ve vücut yağ miktarındaki artış olup Avrupa’da yaşayan erişkenlerin 1/2 den çoğu, Amerika’da yaşayan erişkinlerin ise 1/3 ünün şişmanlık grubunda toplandığı bildirilmiştir. Bu oran bütün dünyada olduğu gibi bizde de artma trendinde olup özellikle çocuk yaşdaki şişmanlığın arttığı bununda ileri yaşta kalp/damar hastalıklarına yol açtığına işaret edilmektedir.

obezite_sismanlik

Şişmanlığın ölçüsü nedir?

sisman_cocuk
Ölçüt olarak; Vücut kitle indeksi/ Body mass index/BMI verilmiştir. BMI kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boy uzunluğunun karesine (kg/m2) bölünmesi ile hesaplanabilir. BMI 18.5- 24.9 kg/m2 normal aralık olarak verilmiştir. Bu değerler yaklaşık olarak kilo-boy eşitliği prensibine de uymaktadır. Boyu 1.60 cm olan kişi yaklaşık 60 kg olmalıdır gibi.

BMI değerlerine göre 24.9 kg/m2 dan daha büyük; 25.0-29.9 kg/m2 olanlar fazla kilolu (pre obez), 30.0 kg/m2 ve üstü olanlarda da şişman (obez) kabul edilirler. Şişman olan hastalarda
30.0- 34.9 kg/m2 orta derecede şişman
35.0- 39.9 kg/m2 ciddi derecede şişman
40.0- ve üstü kg/m2 çok ciddi şişman diye kendi aralarında gruplandırılırlar.

Buna göre hepimiz kendi hesabımızı yaparak ne kadar şişman olduğumuzu belirliyebiliriz. Örneğin 1.60 cm boyunda ve 70 kg olan bir hanım BMI e göre formüle edilirse 70 bölü 1.60 x 1.60 yani 70/1.60 x 1.60= 70/2.56 = 27.3 kg /m2 ile yukarıda sunulan sınıflandırmaya göre fazla kilolu sayılmaktadır. Veya 1.70 cm boya karşın 90 kilo olan bir kişi 31.1 kg/m2 ile şişman gruba girmektedir.
Kilo hesabının yanında bel çevresi ölçümü de kalp hastalığı riskinde önemli bir faktör olup erkeklerde 102cm, kadınlarda 88cm olarak verilmiştir. Veya bel-karın oranı erkekte 0.9cm, kadında 0.8cm i geçmemelidir.

elma_armut_beden
Yağın farklı yayılım göstermesi önemli mi?

Yağlanmanın bel bölgesinde dağılımı ile gövdenin elma şeklini alması, bel/karın oranındaki azalma ile belde kalınlaşma veya yağın bedenin üst yarısında toplanması diğer tiplere göre daha anormal olup daha çok sağlık sorununa işaret etmektedir.
Bel çevresi erkeklerde 102cm, kadınlarda 88cm olarak verilmiştir. Veya bel-karın oranı erkekte 0.9cm, kadında 0.8cm i geçmemelidir.

Neden şişmanlıyoruz?
Şişmanlık, genetik faktörlere bağlıdır. Ancak günümüzde şişmanlık gelişiminde çevresel faktörler hakim olup başlıca 2 önemli faktöre bağlı gelişmektedir.

yanlis_beslenme
1. yanlış ve yanlı beslenmek.

Şişmanlık günümüzde daha çok yüksek kalorili ve fazla yemek yeme alışkanlığına bağlanmaktadır. Salam, sosis, jambon, kaymak, kaymaklı süt-yoğurt, kakaolu-kremalı-mayonezli-soslu-tuzlu yiyecekler, kızartma, yağlı-kavrulmuş et gibi kalori değeri yüksek yağ/yağlı yiyecekler ve alkol alınmamalıdır. Yağ ve alkolun kalori değeri yüksektir. Gram başına kalori değerleri 10 olup bu değerler şeker ve protein için gram başına 4 kalori kadardır. Şeker ve un oranı fazla olan besinler vücutta yağa dönüştüğünden kalori değerleri kadar alınan miktarları da önem kazanmaktadır. Ayrıca diyet ürünlerinin taşıdığı tatlandırıcıların da şeker ve yağ metabolizmasını bozarak kiloyu artırdığı anlaşılmıştır.

2. fizik aktivitede yetersizlik/ sedanter yaşam.
Her yere araba ile gitmek, kata asansör ile çıkıp, bir evin/ofisin 4 duvarı arasında bilgisayar/televizyonun karşısında gün geçirmek, tatile gitmeyi bir kenarda oturup yiyip-içmek-oyun oynamak saymak gibi hareketsiz yaşam tarzı.

Genelde alınan kalori miktarı harcanandan daha fazla olduğu müddetçe şişmanlık gelişir.

Egzersiz
Şişmanlık hastalık mı?

Evet. Şişmanlık artık bir hastalık olarak kabul görmektedir.

1. şeker metabolizma bozukluğu; şişman kişilerin 1/3 ünde görülür.

2. yağ metabolizma bozukluğu

3. tansiyon yüksekliği mevcuttur.

diyabet
1. Şeker metabolizma bozukluğu. 

a.İnsulin rezistansında artma. Batın çevresinde oturan yağlar, gereğinden fazla ancak etkisiz insulin artışına neden olurlar. Bu etkisiz insülin artışında insulin rezistansından bahsedilir. Kan şeker kullanımı üzerine etkisiz olan insulin artışı ölçülebilir olup fazlalığının damar sertliği ve hipertansiyon/tansiyon yüksekliği yapıcı özellikleri vardır.

b. Glikoz tolerans bozukluğu. Açlık kan şeker seviyesinde normal gibi görülse de artma vardır. Açlık kan şeker seviyesi normal de 100 mg nin altında olup 100-126 mg arasında şeker metabolizma bozukluğu var demektir. Aşikar şeker hastalığı gibi kabul edilmelidir. Yakılamadığı veya kullanılamadığı için yüksek bulunan şeker ve ara ürünleri hücre ve damar yüzeyinde birikerek o organda fonksiyon bozukluğuna yol açar. Açlık kan şeker seviyesi 126 mg nin üzerinde olması halinde aşikar şeker hastalığından bahsedilir.

kan_yaglari
2.Yağ metabolizma bozukluğu.

Kan yağ tablosunda bozukluk görülür. HDL-iyi kolesterol seviyesinde düşme, LDL-kötü kolesterol seviyesinde ve trigliserid düzeyinde artma olur. Şeker ve yağ metabolizmasındaki bozukluklar; şeker hastalığı veya açlık kan şekerinin 100mg den yüksek olması (şeker toleransında bozulma, gizli şeker anlamına gelir) ve kan yağlarındaki artış birbirini tetikleyen fasit bir daire oluşturur.

3. Tansiyonda yükselme.

İnsulinin etkisiz artışı ve şekerdeki kullanım bozuklukları ile sinir sistemi (sempatik sistem) ve hormonal sistem üzerine olan olumsuz etkileşimle; tansiyonda yükselme yaparlar.
Bu hastalıklar yoluyla veya doğrudan endotel disfonksiyonu ve pıhtılaşma faktörleri üzerine yaptığı olumsuz etki ile çeşitli organlarda damar tıkanıklıklarına neden olabilir.

tansiyon3
Bu yüzden günümüzde şişmanlık; yüksek tansiyona, kan yağları yüksekliğine ve şeker metabolizma bozukluğuna neden olan bir hastalık olarak kabul görmektedir.
Şişmanlık; ilk adımda insulin rezistansı dediğimiz insulinin fazla miktarlarda ancak etkisiz salgılanması sebeb olur. Bu artış; şeker hastalığına, yağ metabolizmasının bozulmasına ve tansiyon yüksekliğine yataklık eder. Başlangıcda kan şeker seviyelerindeki düşme ile açlık krizlerine/gizli şeker neden olurken daha sonraları açlık kan şeker seviyelerinde yükselme başlar. Alınan ve kullanılması gerekli şekerin iyi ve yeterli yakılamamasına bağlı şeker artıkları damarda birikmeye başlar. Yağ metabolizmasında bozulma ile yağların yakılamamasına bağlı olarak kötü kolesterolde artma, kötü kolesterolu damardan uzaklaştıracak iyi kolesterol düzeylerinde azalma olur. Artan kötü kolesterol damar çeperinde oturmaya başlar. Damarların anatomik yapı ve fonksiyonlarındaki gerileme ile tansiyon yüksekliği de devreye girdiğinde ‘metabolik sendrom’ dediğimiz hastalık tablosu tamamlanmış olur. Bu da sonuç olarak koroner arter hastalığına neden olur.

Metabolik Sendrom dediğimiz hastalık tablosunu yapan 5 özellik vardır.

1. göbek tipi şişmanlık, erkekte 94 cm, kadında 80 cm ve üzeri oluşu,
2. kan basıncı tansiyonun 130/85 ve üzeri oluşu
3. 150mg ve üzeri trigliserid yüksekliği,
4. erkekte 40ml, kadında 50ml nın altında HDL düşüklüğü
5. 100 mg üzeri kan şeker yüksekliği. Bu 5 özellikten en az 3 ü varsa metabolik sendromdan bahsedilir.

Türkiye’de yapılan çalışmalara göre metabolik sendrom görülme oranı 20-30 yaş arası % 10 iken yaşla birlikte artmakta 60-70 yaş arasındaki erkeklerde %61, kadınlarda %75 oranına çıkmaktadır.
Metabolik sendrom varlığında kalp damar hastalığından ölüm oranı 3.5 misli artmaktadır. Gittikçe büyüyen ağaca benzeyen bu hastalık yüksek risk grubuna girer ve 10 sene içinde kalp-damar hastalıklarından ölüm %20 olarak verilmiştir.

Şişmanlık bir hastalık olduğuna göre tabloda neler görülür ?

koroner_arter_hastaligi
Metabolizmadaki bu bozukluklar sonucu;  kalbin sistolik ve diyastolik iş yükündeki artış ile duvarda kalınlaşma ve/ya kalpte genişleme görülür. Kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonunun  bozulması sonucu kalp yetersizliği ve değişik boyutta nefes darlıklarına yol açabildiği gibi özellikte ölümcül olabilecek ritm bozuklukları da görülebilir. Ayrıca değişik organlarda damar ceperlerinde kalınlaşma yaparak damarların daralmasına ve tıkanmasına sebeb olurlar. Bu olay kalbi besleyen ve onu ‘taç’ gibi kuşatan ‘taç/koroner’ damarlarda görülürse koroner arter hastalığından bahsedilir. Son 10 yılda 2 kat artan koroner arter hastalığı gelecek 10 yılda 2 belki de 4 misli artacaktır. Kalp krizi ile ölüme götürebilir veya kalp duvarının hasarı geniş olduğunda kalp yetersizliğine, nefes darlığına neden olabilir. Şişmanlık; koroner arter hastalığının yeni tesbit edilen risk faktörleri içinde artırıcı neden olarak kabul edilmektedir.
Bu hastalıkların sonunda böbrek fonksiyonlarının bozulması (nefropati) ile mikro/makroalbüminüri ve ürenin yükselmesine, beyin damarlarını tutarsa kanama veya pıhtı oluşumu ile inmeye, göz damarlarında yerleşirse körlüğe, perferik damarları tuttuğunda damar tıkanması sonucu ayak ampütasyonu dediğimiz durumlara yol açabilir.
kanser_hucresi
Ayrıca şişmanlık kanser riskini artırır. En çok kolon, meme ve endometriyal tür kanserler bildirilmiştir. Ayrıca ürogenital hastalıklar, hormonal bozukluklar, fertilite-kısırlık sorun olabilir.
Kilo fazlalığına bağlı çeşitli ortopedik sorunlar; boyun, bel ve dizlerde osteoartrit, artroz  gibi ağrılı değişimler görülebilir. Şişmanlık akciğer kapasitesini azaltarak nefes darlığı, uyku bozukluğu,uyku-apne sendromu, horlama yapabilir. Anestezi riskinde artış, safra kesesi rahatsızlığı ve gut gibi bir çok hastalığa da zemin hazırlamaktadır.
Hareketlerindeki kısıtlılık; özgüvende azalma ve depresyon gibi  birtakım psikolojik sorunlar da getirecek dolayısıyla insanların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecektir.
Ayrıca kilo artışına paralel olarak gelişen sağlık sorunları ile birlikte sağlık harcamalarında da artma olmaktadır.  Kalp yetersizliği çalışma grubuna göre 400 bin olan hasta sayısına her yıl 180 bin dolayında hasta ilave olmaktadır. Devamlı bakım ve tedavi gereklili mevcut olup bunların % 80i her yıl bir ay hastanede yatmak zorunda kalnmakta ve 2/3 ü tedaviye rağmen 5 yıl içinde kaybedilmektedir.

sismanlik_5
Şişmanlık kontrol altına alınabilir mi?

Kilo vermek için önemli olan husus; şeker, yağ ve tansiyon düzeyleri normal bile olsa ‘3 beyaz zehir ‘ olarak kabul edilen yağ, şeker ve tuz kısıtlamasına gidilerek alınan kalori miktarını uygun ölçülerde en aza indirmek ve alınan kalorinin harcanması içinde yeterli düzeyde etkin harekette bulunmaktır.
Kilo verme açısından yapılacak en iyi ilk iş, 1. düşük kalorili ve de az yemek yemektir. Sahip olunan kilonun öncelikle % 5-10 unu vermek klinik olarak anlamlı bir iyileşme sağlar. Böylece yağ metabolizmasındaki düzelme ile HDL düzeyinde artma, trigliserid ve LDL düzeylerinde azalma olurken insulin metabolizmasındaki düzelme ile de insulin ve kan şeker miktarında azalma kan basıncında düşme ve buna bağlı gelişen klinik olgu ve bulgularda azalma izlenecektir.

Düşük kalorili, az ve sık yemek tarzı idealdir. Tüm besin gruplarına yer vermek, dengeli beslenmede esas olup koruyucu antioksidanlardan, vitamin ve minerallerden zengin olmalıdır.
 Posalı yiyecek oranı artırılmalıdır. Bunun için kepekli tahıl ve kabuklu meyve-sebze ilave edilmelidir. Kepekli ve posalı-taneli (baklagiller) yiyeceklerin kan yağlarını, yağ düşürücü ilaçlar kadar etkili bir biçimde düşürdüğü kaydedilmiştir. Proteinli gıdalar tok tutar ve organizmanın yapı taşıdır. Aynı zamanda yağların yanmasını sağlar. Özellikle tavuk-balık beyaz et, ızgara-haşlama tercih edilmeli, haftada 2 günden fazla kırmızı et yenilmemeli ve etler fazla miktarda oksijen radikalleri dediğimiz toksik madde içerdiğinden antioksidanlarla; özellikle domates, brokoli, lahana, taze fasulye, bezelye gibi sebzelerle birlikte alınmalıdır.
Sebze-meyve, haşlama-ızgara az yağlı beyaz ete ağırlık vermek kaydıyla alınan kalori ve gıda miktarındaki azalma, iki çeşit yemek yerine bir çeşit ve/ya bir porsiyon yerine yarım porsiyon az ancak metabolizmayı canlı tutmak için de sık yemek yemek, katı ve caydırıcı diyet uygulamalarına girmeksizin günde en az 250-500 kalorilik tasarruf  sağlar. 250-500 kalorilik  az yemek ilave 250-500 kalori harcayacak 1 saat yürüyüş-koşu gibi fizik aktivite ile günde 500-1000 kalorilik kar edilmiş olur ki 7000-8000 kalori bir kilo ettiğine göre karların toplamı ortalama 8-15 günde bir kilo, 2-3 ayda da 4-6 kilo edecektir. sakincali_yemekler

Yağ ve yağlı yemek miktarını azaltarak yemeklerin kalorisini düşürmek, karbonhidrat/şekeri azaltarak yemek sonrası kan şekerimizin ani yükselmesini engellemek ve egzersiz yaparak hareket kapasitesini artırmak sadece fazla kilolu veya şişman kişiler için  değil ‘sağlıklı bir yaşam için’ herkese tavsiye edilebilecek bir yaşam biçimi olmalıdır. Bu yüzden önemli olan ‘diyet’ yapmak değil yaşadığımız sürece düzenli, dengeli ve sağlıklı bir şekilde yemek yemek alışkanlığını kazanarak ‘şişmanlamamak’ ve şişmanlığın yarattığı hastalıklara yer açmamaktır.   

Şişmanlık, uzun süre takip ve tedavisi gereken kronik bir klinik tablo oluşturduğundan tedavisi için gerekli görüldüğü takdirde cerrahiden, medikal ve hatta alternatif  tıpdan da yardım  istenmelidir.

fiziksel
2. fizik aktiviteyi artırmak
Şişmanlığın tedavisinde asıl olan kilo vermek ve istenilen kiloya vardıktan sonrada kilonun korunmasını sağlamaktır. ‘Zayıf-hareketsiz olmaktansa şişman hareketli olmak daima daha iyidir’ prensibiyle hergün en az 20-30 dakikalık aerobik hareket-egzersiz; özellikle de bacak kaslarını çalıştıran yürüyüş, koşu, bisiklete binmek, yüzmek  gibi  aktiviteler sayılabilir. En çok tavsiye edilen de tempolu yarım-bir saat kadar yürümektir. Bu aktiviteler; dakikada 100 adım veya yaşa göre hesaplanan (220-yaş) hedef nabız sayısı üzerinden efor stres testi yapılarak ulaşılan değerin %80-60 i olacak şekilde ayarlanmalıdır.
Sağlıklı, az, öz yemek yeme alışkanlığını kazanmak bu yaşam tarzı haline getirmek gereklidir. Salam, sosis, jambon, kaymak, kaymaklı süt-yoğurt, kakaolu-kremalı-mayonezli-soslu yiyecekler, kızartma, yağlı-kavulmuş et gibi kalori değeri yüksek yağ/yağlı yiyeceklerin ve alkolün alınmaması, sebze-meyve, haşlama-ızgara yağsız beyaz ete ağırlık vermek kaydıyla alınan kalori ve gıda miktarındaki  azalma, iki çeşit yemek yerine bir çeşit ve/ya bir porsiyon yerine yarım porsiyon az ama metabolizmayı canlı tutmak için de sık yemek yemek gibi. Bu şekilde katı ve caydırıcı diyet uygulamalarına girmeksizin günde en az 250-500 kalorilik tasarruf  sağlamış oluruz. 250-500 kalorilik 1 saat yürüyüş-koşu gibi fizik aktivite ile günde tolam 500-1000 kalori harcadığımızda  (7000-8000 kalori bir kilo ettiğine göre) ortalama 8-15 günde bir kilo, 2-3 ayda da 4-6 kilo vereceğiz demektir.
Yağ ve yağlı yemek miktarını azaltarak yemeklerin kalorisini düşürmek ve egzersiz yaparak hareket kapasitesini artırmak sadece  fazla kilolu veya şişman kişiler için  değil ‘sağlıklı bir yaşam için’ herkese tavsiye edilebilecek bir yaşam biçimi olmalıdır. Bu yüzden önemli olan ‘diyet’ yapmak değil ‘kaliteli yaşam’ için düzenli, dengeli ve sağlıklı bir şekilde ‘az-öz’ yemek yemek alışkanlığını kazanmak böylece ‘şişmanlamamak’tır. 

Kilo vermek ve/ya vücut -kitle indeksini normal sınırlarda tutmak için 
1. yemeği azalt; düşük kalorili-az-sık yemek yemek 
2. hareketi artır; yediklerimizi yakmak için de fizik aktiviteyi artırmayı prensip olarak kabul etmeliyiz.

beslenme

Beslenme de yaptığımız iyi niyetli hatalarımız
– Tek tip gıda maddesiyle diyet yapmak.
– Sabah kahvaltı yapmamak.
– Çok sık ve fazla miktarlarda tatlandırıcı kullanmak. Günde 5-10 adeti geçmemelidir. En iyisi hiç kullanmamaktır. Insulin bu tatlandırıcıları normal şeker olarak kabul ederek fazla salınımını sürdürür.
– Vejetaryen olmak. Bu durumda yapı taşı aminoasitlerin, B grubu vitaminlerin ve demir eksikliği söz konusudur. Et yerine protein olarak aşırıya kaçmadan kuru fasulye, nohut, pirinç, soya, mercimek, fındık, ceviz tüketmek, ayrıca B vit kompleksi, demir, folik asit ve omega-3/balık yağı almak gerekir.
– Çok düşük kalorili diyetler.1000-800 kalorinin altında yetersiz beslenme elektrolit ve vitamin eksikliklerine ve bunlarla ilgili belirtilerin açığa çıkmasına neden olurlar.
– Light ürünleri tüketmek. Şeker ve yağ oranı düşünüldüğü kadar az olmadığı gibi az olduğu varsayılarak daha fazla tüketilmesi devamlı ve fazla alındığında aksine şeker ve yağ metabolizma bozukluğu ile kilo alınmasına yol açabilir.
– Naylon eşofman giyerek terlemeye çalışmak. Bu şekilde vücuttan fazla suyun atılmasını sağlamış oluruz. Fazla suyun atılmasının yağların yakılması ve vucuttan atılması üzerine etkili bir işlem değildir. Kaybedilen su geri alınınca aynı kiloya dönülmüş olur.
– Aç karnına tatlı yemek. Şekerin kanda ani yükselmesi istenmeyen bir durum olduğundan aç karnına şeker yemek önerilmemektedir.

Ayrıca büyük lokmalar halinde yemek yemek, az çiğnemek ve çatalı kaşığı elinden hiç bırakmadan durmaksızın hızlı yemek, az su içmek, televizyon veya kitap, gazete okurken yemek yemek gibi.

Op. Dr. Mahmut Akyıldız